BLOG

Ayrılıkta Sevdaya Dahil

Aşkın birçok tanımı yapılmış olsa da konumuzla ilgili tanım, İki ayrı cinsin birbirine duydukları bedensel ve ruhsal güçlü bağlılık duygusudur.

Ergenlikte sevgi nesnesi arayışı artık dışa bağımlıdır. Hemcinsle yakınlaşma daha anlamlı hale gelmiştir. Artık aile üyeleri önemini kaybetmiş, dışarıya olan ilgi yoğunlaşmıştır. Aşk arayışı bir süre en temel uğraşı haline gelecektir.

Ergen aşktaki riski ve tehlikeyi hisseder ve sever. Korku ve kaygı devamında gelecektir. Sürekli bir arada olma isteği, aşırı ilgi oldukça yaygındır.

Her ergende aynı durum yaşanmasa da genellikle ikili ilişkiler inişli çıkışlıdır. Yoğun kıskançlık, sahiplenme duygusu, kontrol etme, ulaşamadığında yoğun kaygılar yaşama, üçüncü kişiye tahammül edememe gibi davranışlar sık görülebilir. Sıklıkla melankoliktir.

Ergen kendi benliğine olan sevgi yatırımını da karşı tarafa yöneltmiştir. “O, olmazsa yaşayamam”. Kendi benliği de yavaş yavaş yok olmaya başlar. Artık daha tedirgindir.

Ayrılık Acısı çeken bir gençten izni alınarak aşağıdaki günlük notları paylaşılmıştır.

“Bazen hayatta bir şeyler yaparken doğru olduğunu veya yanlış olduğunu bilemeyiz. Çok kişi söyler belki de bize yanlış olduğunu ama biz  yine kafamıza dikine gider doğru bildiğimizi yaparız. Sonucu belki de ilk başta bize doğruymuş gibi gelse de birkaç yıl birkaç ay birkaç gün belki de birkaç dakika sonra yanlış olduğunu anlarız ve bunun sonucuna bir ömür katlanırız. Bu çok acılı olur.Kaçmaya çalışır, unutmaya çalışırız, duygusuz davranırız, hiçbir şey olmamış gibi davranırız, ama bazıları bunu yapar ve çoğunlukla da karşımızdaki kişi bir erkekse böyle davranmaz hatta kendisini haklı bizi suçlu bulur bu böyle devam eder gider…

Peki ya ben napıyor muyum kaçmaya çalışıyorum her dakika görmek istediğim kişiden uzaklaşıyorum, kaçıyorum.

Farklı  şehirlere gidiyorum gittiğimde iyi geliyor, gelmiyor değil.  Ama sadece bir günlük belki de o bile değil birkaç saatlik döndüğümde her şey yerinde ve hiçbir şey değişmemiş oluyor ve ben sadece kendimi yıpratıyorum nasıl davranacağımı bilmiyorum bir şeyler yapmaya çalışıyorum olmuyur, belki de yaşım çok küçük, belki değil.  hatta öyle. Ama etrafımda hiçbir şey yaşamayan gençlere özeniyorum.  Bir yandan da olumlu bir tarafından bakmaya çalışıyorum, ben bu yaşımda yaşayıp görüyorum neyin ne olduğunu evet bu çok zor bir şey ne yapamam gerektiğini bilemiyorum, bundan sonrasında belki çok klişe olucak

(ki öyle), zamana bırakmaya çalışıyorum.

Ben birilerine sorduğumda da zamanla hallolur  diyor, inşallah da öyle olur.

Ama aklımda o kadar çok hiçbir zaman yanıt  bulamayacak soru var ki… Umarım zaman da bana bırakmaz, çünkü ben yoruldum yıprandım ve bir şeylerden kaçmaktan başka bir yolum kalmadı.” 

Aşk acısı ergen için en büyük acılardan biridir. Aşkı ilk kez yetişkinlikteki duygulara benzer yaşamaya başlar. Fazlasıyla bağlanır, hiç bitmeyecekmiş gibi yaşanan aşk, her iki tarafın deneyimsizliğinden, ilişkiye yönelik bilinmeyenlerden biter ve geriye büyük bir üzüntü, mutsuzluk, umutsuzluk kalır.

Kimseyi böyle sevemeyeceğini düşünür, acı çeker. İsteği dışında ayrılma sonrası isyan eder. “Neden ben, neden gitti, sen olmadan ben ne yapacağım” üzüntüsünü yaşar. Yaşam bütünüyle negatiftir.

Ancak birkaç hafta sonra bu duygu unutulur. Yeni aşklara yelken açar. Ancak daha tedbirli olmayı öğrenerek.

Yaşadığı deneyimler sonucu öğrendiklerinden, arzunun tamamen karşı tarafca doyurulmasının bir yanlış olduğunu fark eder. Kendi benliğinin sınırlarını çizmeye başlar. Ve yaptığı hataları görmeye başlar. Bu yüzden o dönemdeki acı ve yaralanmalar çabuk kapanır. İlişkinin bir öğrenme süreci olduğunu anlar ve  melankoliden sıyrılmaya başlar. 

Sadece Aşk da bu kadar karmaşık duygusal süreçler varken diğer birçok karmaşık süreçle de uğraştığını düşünürsek (kimlik gelişimi, TEOG, ÖSS vb.) bir ergenin Melankolisini daha iyi anlayabiliriz.

CİNSİYETLERE GÖRE AŞK DEĞİŞİR Mİ?

Evet. Kızlar erkeklere göre ergenliğe daha erken girdikleri için bu yoğun duygusal uyarılma ile daha erken tanışıyorlar. Bu yüzden kızlar, kendilerini büyümüş, erkekleri de daha ergen görme eğilimindeler. Kendilerinden yaşça daha büyüğü seçme eğilimindeler.

Konuyla ilgili araştırmalara göre kızlar, ilişkilerinin daha uzun süre olmasını istiyor ve ilişki bittiğinde daha fazla acı yaşıyor.

Başka bir araştırma, aile ortamı huzursuz olan, anne ve baba ile iyi geçinemeyen ergen, aileleriyle daha yakın ilişki yaşayan ergene göre daha erken yaşta  ve riskli bir ilişki yaşama eğilimindedir.

ERGENLİK DÖNEMİNDE AŞKA DAİR KARŞILAŞILAN SORUNLAR

  • İlk Aşk: Karşı cinse karşı duyulan fiziksel ve duygusal yoğunluğun farkında olarak ilk kez bu duygu yaşanmaktadır. Yaşın küçük, deneyimin az olması bu durumla ilgili konulacak sınırı güçleştirir. İki genç nerde duracaklarını bilemeyebilir ve yaşantıları ile ilgili yanlış kararlar verebilir. Okulu bırakma, kaçma vb. davranışlar görülebilir.
  • Hala bir sevgilim yok: akranlarının birbirlerine gösteri yaptığı bir ortamda kimsenin kendisine arkadaşlık teklif etmemesi beğenilmiyorum hissi yaratabilir. Bu durum benlik duygusunu sarsabilir.  Sevgilisi olmasa bile karşı taraftan gelen teklif karşısında ergen hayır dese bile, bu durum özgüven açısından zorluk yapmazken, bir teklif eden bile yok diyen bir kesim vardır. Bu durum arkadaşlarının da dikkatini çekip dalga konusu olabilir.
  • Platonik Aşk: Karşı cinsin haberi olmadan O’nu gördüğünde yoğun uyarılma gerçekleşir. Elektriğe çarpılmış gibi. Platonik Aşk duyan gençlerde, yaşanılan melankolik duygusal hal daha fazladır.
  • Terk edilme: Gencin partnerine, yoğun bağlılık, gelecek hayali kurduğu bir süreçte, partnerinin onu bırakması ya da başka birine aşık olması hali durumunda aniden bu duygudan ayrılmak zorunda bırakılması. (Aşk Acısı)
  • Şok, kabulleneme, utanç, depresif kapanma, öfke, sinir krizi  gibi belirtiler gösterir. Böyle bir haberle aniden karşılaştığı için yaşanan şok bir kriz görünümündedir. Bedensel ve ruhsal bütünlük bozulmuş yoğun negatif duygular eşlik etmektedir.
  • Melankoli: aşk da gencin partnerini yoğun merak etmesi, her an onu düşünmesi, kıskanması yaşam fonksiyonlarını engelleyecek kadar yoğun yaşanıyorsa bu boyut tehlike sinyalleri vermektedir.Her aşk da melankoli vardır. Ancak bazen bu duygu çok artabilir. Bu durum ailenin ve yakın çevrenin dikkatini çekecek boyuta varabilir.

Aşka Hazırlanan ya da Aşk Acısı Çekenlere Mesajlar

  • Kendini, istek ve heyecanlarını, değerlerini iyi tanırsan, ilişki sonucu kazançların daha fazla olacaktır.
  • Yukarıda da anlatıldığı gibi aşk, çok yoğun duygusallığın, endişenin, karmaşanın yaşandığı bir süreç. Bu süreçte güvendiğin bir arkadaşınla paylaşımın davranışını ve düşüncelerini sorgulamana yardımcı olacak ve bu süreci daha hızlı aşmanı sağlayacaktır.
  • Partnerinden ayrılma kararı aldıktan sonra geçmişe gidip resimlerine, mesajlarına veya sosyal medyadaki paylaşımlarına bakmak ayrılma sürecinin daha sancılı ve uzun bir hal almasını sağlayacaktır.
  • Partnerinle ilişkin hayatının büyük kısmını alıyorsa, yaşamdan uzaklaştıysan, Onunla ilgili hep karamsar sahneler üretip, bu davranışınızı ilişkiye de yansıtıyorsan, yaşam kalitende büyük değişmeler oluşmaya başladıysa uzmandan destek almaktan kaçınma.

Anne – Babaya Mesajlar

  • Ergenlik döneminde aşk normal gelişimin bir parçasıdır.
  • Kendi özsaygısını, sınırlarını öğrenmesi için bir fırsattır.
  • Aşk da ilk amaç cinsellik değil, ilk amaç “ben de yapabilirim” dir.
  • Ergenin aşkını size bahsetmemesi doğaldır. Bu karmaşa içinde onu gördüğünüzde müdahale edebilirsiniz. O, ilişkiyi gerçekleştirmeye başladığında zaten size bundan bahsedecektir.
  • Ergenlik artık aileye katı bir sınır konarak, akran ilişkilerine açık olunduğu bir dönemdir. Bu sayede ergen kendi duygusal ihtiyaçlarını fark ederek, kendi yaralarını sarmayı öğrenir. Bu kişisel gelişim için bir gerekliliktir.
  • Kişinin mutlu ve huzurlu bir ilişki yaşaması için değerlerden bahsedilebilir. Hoşgörü, mizah gücü, farklılıklara saygı, sorumluluk, dürüstlük vb. Kişi öncelikle kendi değerlerini oluşturmalı, sonra ilişki değerlerini düşünmelidir. Bu kişi ilişkide daha az hayal kırıklığı yaşayacaktır.

Ayşegül Sabuncu

Uzman Klinik Psikolog – Çocuk – Ergen - Aile ve Evlilik Terapisti

1992 – 1995 yılları arası Uludağ Üniversitesi Psikiyatri A.B.D. da Klinik Psikoloji uzmanlık eğitimini aldı.

Psikoloji

Bireysel (Yetişkin) Psikoterapi

Çocuk ve Ergen Psikoterapi

Aile Psikoterapisi

Evlilik Psikoterapisi

Psikometrik Ölçme

© 2018 Ayşegül Sabuncu. All Rights Reserved. Designed By GreenWhiteSEO

Search